Lekolin Menu

     Login
Nickname

Password

Don't have an account yet? You can create one. As a registered user you have some advantages like theme manager, comments configuration and post comments with your name.

     Search



     Languages
Select Interface Language:


 Türk basınından

GüncelGursel writes "
Kerkük’ü bırak Diyarbakır’a bak

İnci Hekimoğlu
MİT Müsteşarı Emre Taner’in açıklamalarından sonra Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın AKP grubunda yaptığı konuşma da dikkatleri K.Irak, özellikle de zengin petrol yataklarının bulunduğu Kerkük ve "Kürt Sorunu"na topladı. Erdoğan’ın "Kerkük’te bir oldu bittiye seyirci kalmayacağız" sözlerinin bir benzerini daha önce söyleyen Cumhurbaşkanı Necdet Sezer de "Kerkük’teki referanduma izin vermeyiz" demişti.


Irak petrolünden aslan payını ABD ve İngiltere’nin almasını sağlayacak kararın Irak parlamentosunca o­naylandığı sıralarda, Irak’tan gelen Türkmenlerle Kürtlerin çatıştırılma olasılığının güçlendiğine yönelik haberler de yağmaya başladı.
Türkiye’nin Kerkük’deki referandum öncesi "hazırlıklar"a ilişkin rolü, referandumun yapılmasına "Diplomatik, askeri ya da başka yollarla mı müdahale" edeceği, Irak’taki gelişmelerin Türkiye’yi zorladığı noktalar ve seçim sürecine girmiş bir Türkiye’de bu gelişmelerin "Kürt So-runu"na olası etkileri tartışıldı.
a»CHPGenel Başkan Yardımcısı o­nur Öymen "K.lrak’a asker gönderilmeli"
Türk hükümetinin bugüne kadar izlediği tutumu bakılınca, Başba-kan’ın açıklamalarını ciddiye almanın olanağı yoktur. Kerkük’te bir referandum olacağını şimdi mi öğrendiler? Yeni Irak Anayasa’sında ilan edilmiş bir referandumdu bu. ABD’de Hamilton raporunda bile "referandumun ertelenmesi lazım" denilirken, Türk Hükümetinden bugüne kadar hiç ses çıkmadı. Kerkük’ün etnik ve demografik yapısı değiştirilirken niye ses çıkarmadılar? Bugüne kadar attıkları tek bir adım yokken, K.Irak’taki Mahmur kamplarında bulunan Türk vatandaşları için hiçbir şey yapmamışken, PKK elini kolunu sallayarak oralarda dolaşırken sessiz kalanlar şimdi ne yapacak? Burada yapılacak tek şey, zamanında ABD nez-dinde ağırlığınızı koymak ve K.lrak’a asker göndermekti. Oysa bu hükümet iki kere yetki almasına rağmen asker gönderememiştir.
a» A.Ü Siyasal Bilgiler Öğretim Üyesi Prof.Dr. Baskın Oran "2007 kaybolmuş bir yıldır"
Türkiye’nin ne K.Irak’taki gelişmelere ne de Kürkük’te yapılması planlanan referandumuna müdahale edecek hiçbir gücü de şansı da yoktur. Eğer K.Irak’ta bir Kürdistan devletini tehlike olarak görüyorsa bu bir dış politika değil iç politika sorunudur. Ve kendi iç sorununun çözümü de bellidir.
Türkiye’deki Kürtlerin bugün dile getirdikleri taleplerin hiçbiri karşılanamaz talepler değildir. Eğer Türkiye kendi Kürtlerini mutlu ederse, o­nlar da yüzlerini başka tarafa çevirme ihtiyacı duymazlar. Ama seçim sürecine girmiş bir Türkiye’de, iktidar partisi de dahil herkesin yaptığı "seçim firsatçılı-ğı"dır. Ne yazık İd özellikle "Kürt sorunu" başta olmak üzere, Türk milliyetçiliğinin yükseldiği bir yıl olarak, 2007’nin şimdiden çok daha geriye gitmiş ve kaybolmuş bir yıl olduğunu söyleyebilirim.
MİT’in açıklamalarını anlamaya ise benim Türkçem yetmedi. MİT derhal bir basın toplantısı yaparak ne demek istediğini açıklamalıdır.
a» Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Böfümü Prof. Dr.Fuat Keyman "Asıl risk ertelemecilikte"
Türkiye’nin Kerkük’teki referandumu engelleme ya da müdahale gücü yok. Türkiye’nin önünde kritik bir yıl var. Irak’taki gelişmelere bakıldığı zaman, 3 ayaklı bir risk tablosu görülüyor. Bunlar; Kerkük’teki referandum, Türkmenlere ne olacağı, PKK’nın K.Irak’taki varlığı ve Saddam’dan sonra zirve yapan mezhep çatışması ve iç savaş olasılığı.
Ama bütün bu risklerin aslında Türkiye için ortaklaştığı nokta "Kürt sorunu". Bush’un açıklamasından ise, Amerika’nın bunu sadece Türkiye için bir sınır sorunu olarak gördüğü ve Türkiye bu noktada yalnız kalma noktasında olduğu anlaşılıyor.
Bu durumda Türkiye, kendi sınırları dışındaki bir ülkeye askeri müdahalede bulunmayacağına göre, uygulaması gereken strateji; Irak’ın bütünlüğü için aktif bir siyasi ve diplomatik söylem geliştirirken, içerde de "Kürt sorununun demokratik çözümü için çaba göstermelidir. Hükümetin çözmesi gereken en önemli sorunlar; cari açık, yoksullukla mücadele ve "Kürt Sorunu"dur. Ama seçim sürecine girmiş bir Türkiye’di hükümet bütün bu sorunların zöçümünü erteleme eğilimine girmiş görünüyor. Asıl risk de bu noktada başlıyor.
a» Yazar Avni Özgürel "Irak bütün bölge için güvenlik sorunu"
Irak’daki son gelişmelerin önümüze koyduğu tablonun dünden temel farkı, geçmişte Türkiye’nin güneyinde Sünni bir Arap devleti varken bugün Şii/Kürt karakterli bir devletin ortaya çıkmış olmasıdır..
Türkiye açısından sorun Kuzey Irak’ta Kürt devletinin oluşumundan ya da Türkmen’lerin güvenlik ve siyasi temsilinden ibaret değildir. Irak’ın İran nüfuzuna girmesi, İran’ın nükleer güç olma iddiasını da içeren siyaseti ve geçmişte Saddam’la savaş sürecinde Tahran’ın Kürt liderlere askeri yardım dahil her türlü desteği vererek oluşturduğu yakınlık sonucu müstakbel Şii Irak’a Kürderin itirazını kontrol edebilir konumda olması Türkiye’nin güvenlik kaygılarını en üst düzeye çıkaracak gelişmedir.
Bütün bunlara ilave olarak Kürderin demografik yapısını değiştirdiği ve bölünmüş Irak içindeki Kürt İdaresi’ne katmayı istediği Kerkük bölgesi, tarihi sebepler yanında sahip olduğu yer altı zenginliğinin davet ettiği etnik kışkırtıcılık potansiyeliyle Ankara’yı teyakkuz durumuna geçirmiş durumda. Ana hatlarına işaret etmeye çalıştığım gelişmeler karşısında Türk siyasi karar odaklarının başka meselelerde farklı tavır içinde olsalar da, bu konuda benzer mesajlar vermemesinde şaşılacak bir yan görmüyorum. Ancak kanımca bu ’aynı dilden’ konuşmanın planlamaya dayanan ve üzerinde bütün kurumların ittifak ettiği bir Irak politikasının varlığına dayandığını söylemek kolay değil.. Dolayısıyla başbakanın ’ Seyirci kalamayız’ sözünü belirli bir karar ve muhtemel tavrın var olduğu manasında değerlendirmekten ziyade devletin her kademesine hÊ¢kim olan rahatsızlığın ifadesi olarak görmek gerektiğini düşünüyorum. Irak’ta olumsuz tablonun netleşmesi halinde Türkiye’nin askeri müdahalede bulunacağını düşünmüyorum. Bu fazlasıyla yayılma istidadı taşıyan riskli bir girişim olacaktır. Ancak Ankara’nın şimdiye kadar gerek çekingenlikleri dolayısıyla, gerekse bölgede istikrarı koruma adına muhafaza ettiği dengeleri koruma siyasetini terk edip, söz konusu gelişmelerden en az kendisi kadar rahatsız olan Suriye, Suudi Arabistan, Filistin, Mısır, Ürdün, körfez ülkeleri ve nihayet Rusya’yla yakınlaşacağı; nükleer planlama dahil silahlanmaya daha fazla ağırlık vereceği kanısındayım...
Ve Türkiye bu yönelişte ihtiyaç duyacağı hareket serbestisine sahip olabilmek için PKK mücadelesi de dahil kendisini birinci derecede etkileyen Kürt meselesine çözüm üretme ihtiyacını hissedecektir. Birgün
"



 
     Related Links
· More about Güncel
· News by 3


Most read story about Güncel:
Bay Küçük ve Kürtler üzerine tezleri


     Article Rating
Average Score: 0
Votes: 0

Please take a second and vote for this article:

Excellent
Very Good
Good
Regular
Bad


     Options

 Printer Friendly Printer Friendly


Sorry, Comments are not available for this article.





Lekolin
Page Generation: 0.04 Seconds